Öldür, kravat tak kurtul!

Öldür, kravat tak kurtul!

Üzgünüm..

Utanıyorum ama yazmak zorundayım.

2018 yılında tam 440 kadın..

2019’da tam 474 kadın..

Ocak 2020’de 27, Şubat 2020’de kayıtlara geçen tam 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

Bir erkek olarak “utanıyorum” dedim ya;

2002 yılında Türkiye’de öldürülen kadın sayısı sadece 66 iken, bugün 476’lı rakamlara ulaşması gerçekten ürkütücü.

Ya yaşam hakkı ihlal edilen kadın sayısı?  18 yılda tam 15 bin 557!..

Kadınlarımız ne yazık ki, güvenli alanlarda kocaları, eski eşleri, beraber yaşadığı erkekler, eski sevgilileri tarafından öldürülürken..

Tanımadıkarı kişiler tarafından da tacize uğruyorlar!.

Öldürülen kadınlarımızın yüzde 41’i anne..

Yüzde 2’si ise hamile..

Ve hepsinin canı hunharca alınıyor.

Çoğunun cesedi; suça dair cansız beden üzerinde eşleşen DNA örneğinin bulunmaması için ya yakılıyor ya da parçalara ayrılıyor. Ek olarak yangın veya intihar süsü verilmeye çalışılıyor.

Sonuç:

Kadın, Barış ve Güvenlik Endeksi araştırmasına göre, kadınlar için yaşam kalitesinin en yüksek olduğu 167 ülke arasında Türkiye maalesef 114. Sırada.

Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporuna göre ise; Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada yer alıyor.

***

Neden?

Ben onlara canavarlar(!) diyorum.

Çünkü “hayvan(!)” denmeyi bile hak etmiyorlar.

En vahşi hayvan bile, kendisine ancak zarar verilmek istendiğini hissederse, saldırır ve öldürür.

Erkek demekten utandığım bu “canavarlar” bu nedenle “hayvan(!)” bile değiller.

Ama o öldüren canavarlar ne kadar suçluysa biz de suçluyuz!.

Çünkü, kadın cinayetleri davalarındaki “ceza indirim”leri olayları sıradanlaştırıyor.

Birader; günahsız bir annenin, gencecik bir kızın, kıymet vermediği boşadığı kadının ya da aynı yatağı yıllarca paylaşıp ayrıldığı sevgilisinin canına kıyan bir herif için “ceza indirimi” uygulanır mı?

Neymiş;

Haksız tahrik..

Akıl sağlığı yerinde değil.

İyi hal durumu..

Hastir diyeceğim ama terbiyem müsait değil(!!!)

***

Okuduğumda çok öfkelenmiştim..

2018 yılında Halide Özpolat öldürüldü. Yargılanma sonucu sanık ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı.Ceza, “haksız tahrik” indirimi uygulanarak önce 24 yıla düşürüldü. Daha sonra sanığın mahkemedeki davranışlarına bakılarak 20 yıla indirildi.

Özpolat’ı öldüren A.R.O’nun savunması şuydu:

“Karım bana bakmıyordu ve yemeğimi yapmıyordu(!)”

***

Emine Akgül, boşanma aşamasında olduğu Levent Akgül tarafından bir alışveriş merkezinde silahla vurularak öldürüldü. Üstelik Levent Akgül hakkında uzaklaştırma kararı da vardı.

“Kasten öldürmek” suçundan hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Ancak hakim, “ağır tahrik” indirimi uyguladı, ceza 17 yıl 6 aya düşürüldü.

Sanık şöyle bir savunma yaptı “Boşanma sürecindeydik. Uzaklaştırma kararı vardı. Ama evden erkek sesi geldiğini duydum. Tabancamı aldım, bir alışveriş merkezinde Emine Akgül ile buluştuk. Barışma isteğimi kabul etmedi. Ben de o kendimi kaybettim. Ne yaptığımı bilmiyordum. Tabancamı çıkartıp ateş ettim(!)”

***

2018 Aralık ayında karar duruşması görülen Fulya Özdemir cinayeti davasında da benzer ceza indirimi kararı verildi. Sanık Atilla Makta’nın “taammülden öldürme” suçundan yargılanması istenmişti. Mahkemede ise “kasten öldürme” suçundan önce ömür boyu hapis cezası verildi, daha sonra cinayetin “haksız tahrik altında” işlendiği gerekçesiyle 18 yıl hapis cezasına düşürüldü(!)

***

Ne saçma değil mi?

Cinayetlere bakış açımız; utanmasak, öldürülen kadını suçlu, öldüreni “haklı” çıkartacak boyutlara geldi(!)

Yüzlerce kadın cinayeti davasını takip eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, haksız tahrik ve mahkemede iyi hal indirimlerinin sürekli olarak uygulandığını söyledi ve şu örneklendirmeyi yaptı:

“Cezaevlerinde artık takım elbise duruşmalar için kiralanır oldu, çünkü mahkemede sırf kravat taktığı için indirim alan katiller var. Ankara’da Hatice Kaçmaz’ın katili çok seviyordum dedi ve ‘aşırı sevgi tutku indirimi’ uygulandı.

Katilin tıp öğrencisi olduğu durumda ‘gelecek indirimi’ verildi.

Katilin mesleği toplumda önemli yeri var diyerek ‘saygın tutum indirimi’ verildi.

Pişmanım dediği için ‘pişmanlık indirimi’ uygulandı.

‘Anlık öfke ile olmuştur ‘ denilerek ‘cinnet indirimi’ yapıldı!..

***

Nedense bu “canavar katillerin” mahkemelerdeki savunmaları ceza indirimden yararlanabilmek için  “Kes-Kopyala-Yapıştır” gibi hep aynı:

“İftira et, kurtul(!)

En çok başvurdukları söylem ise şunlar;

-Erkekliğime laf etti,

-Bana küfretti,

-Çocuğum benden değil dedi’,

-Başka biriyle görüşüyordu(!..)

Hakim ve savcı bunları yemezse başvurdukları çare ise şu:

-Çok pişmanım,

-Anlık öfke ile oldu..

Nedense tüm kadın katilleri yaşamlarında kravat nedir bilmezken, tüm duruşmalara “kravat” takarak geliyorlar. Bu vazgeçilmezleri.

Çünkü kravat duruşmalarda “ceza indiriminin anahtarı” olarak kullanılıyor.

***

Çözüm?

Çok basit! Yani siyasi irade..

Şayet siyasi iktidar, kadınların toplumdan soyutlanması, değersizleştirilmesi ya da sadece belli rolleri yücelterek özgürlüklerini sınırlama çabasının vazgeçer, yasaları “ucundan-kıyısından” saçma sapan gerekçelerle hafifletilmemesinde kararlı olursa, ülkemizdeki bu kadın katliamı durdurulabilir.

Ama tek şartla;

Sadece sözle değil, “kararlı ve dik” durulursa..

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir