İzmir’in “first lady”si ikinci bir Rahşan Ecevit gibi..

İzmir’in “first lady”si ikinci bir Rahşan Ecevit gibi..

Biliyor musunuz O’nu, kısa bir süre önce kaybettiğimiz Rahşan Ecevit’e benzetiyorum.

Tabi ki, fiziksel ve bedensel olarak değil..

“Lidere yardımcı eş” tanımıyla.

İzmir böyle bir kavrama “lidere yardımcı bir eşi” normal karşılamaya ve kabullenmeye gördüğüm kadarıyla pek hazır değil; bunu da yakınmalardan hissediyorum.

Çünkü;

Ta Osman Kibar sürecinden başlarsak; Ne Bayan Kibar, ne Bayan Alyanak, Ne Bayan Özfatura, ne Bayan Çakmur ne Bayan Piriştina ne de Bayan Kocaoğlu, seçilmiş kocalarının belediye yönetimlerinde “yardımcı eş”  pozisyonlarında olmadılar.

Sosyal ve kültürel çalışmaların içinde yer alarak başkan kocalarına destek verdiler.

Anımsadığım kadarıyla seçim süreçlerinde aday olan kocaları için ayrı ekipler kurarak ilçe ilçe, mahalle mahalle, ev ev çalışma yapan Mine Piriştina ve Neptün Soyer’i biliyorum.

Bu sadece İzmir için geçerli değil.

Nitekim bugün Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in eşi Neptün Soyer de tıpkı Rahşan Ecevit gibi, İzmir yaşamında bambaşka bir profil çiziyor.

Şöyle ki;

Neptün Soyer, İzmir’in sosyal-kültürel ve siyasi hayatında, daha önce görmediğimiz kadar eşinin yanında aktif bir rol oynuyor.

Neptün Soyer, Soyer İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmeden önceki Seferihisar’da da eşine yardımcı olan bir “lider eşi” idi.

Bugün, eskisine oranla daha da artan bir ölçüde, “karar verici” olarak değil, “destek hizmeti” vererek, vaktinin çoğunu eşine ayırıyor.

Şüphesiz bu da zaman zaman kendisini “hedef” haline getiriyor.

En basitinden Soyer’i eleştirmekten çekinenler Neptün Hanım’ı hedef alıyorlar. Soyer’i etkilediği iddiasıyla hedef gösteriyorlar.

Oysa..

Benim tanıdığım Tunç Soyer, bir karar verdiğinde onu kimse bundan caydıramaz; bu bir..

İkincisi, Soyer’in eşiyle her şeyi serbestçe tartışma gibi bir yapısı olsa da, asla etkilenmez.

***

Üretimden, köylüden, kooperatifçilik, tarım ve hayvancılık ama en önemlisi kadın emeğinin değerlendirilmesini “yaşam biçimi” olarak kabul eden, sapına kadar Cumhuriyet kadını Neptun Soyer’i, izin verirseniz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2020’nin “sembol” ismi seçmek istiyorum.

Dobra bir kadın kendisi..

Düşündüğünü çekinmeden söylemesi ile fark yaratıyor.

Bu da Karadeniz kadını olmasından herhalde.

Düşünülenin aksine attığı her adımı eşinin belediye başkanlığından asla güç almadan gerçekleştiriyor.

Ve bilmiyor olabilirsiniz; eşini öven değil, eşini eleştiren bir yapıya sahip.

Tunç Soyer, İzmir siyasetinde ve yerel yönetiminde önemi arttıkça, ister istemez Neptün Soyer de dikkatleri çekmeye başladı.

Çünkü O, diğer belediye başkanlarının eşlerine benzemiyordu. Eşinin her anlamda tam bir yardımcısı gibi çalışmaya başladı.

***

Neptün Soyer, yıllarca eşiyle hem en zor, hem de en güzel koşulları paylaştı.

Tunç Soyer’in hep yanında yer aldı.

Tunç Başkan ile gittiği her yerde O halkın arasına karıştı, köylülerle dertleşti, varoşlarda, kadınlarla konuştu, dertlerini dinledi.

Köy-Koop’un başkanı olması da Soyer’in yardımcılığının bir devamı gibiydi.

Ama şu ilkesinden hiç vazgeçmedi:

‘Yaptığı her şeyde, asla onun işlerine karışmaksızın yardımcı olmaya çalışıyorum.’

***

Neptün Soyer, İzmir’de farklı bir figür, bir lider eşi olarak kent tarihinde yerini alacaktır.

Bugün de, yarın da, Tunç Soyer’e kızanlar ama itiraz edemeyenler Neptün Hanım üzerinden onu eleştirmeye devam edecektir.

Kısacası o Başkan Soyer’in hep “paratoneri” olacaktır.

Peki,  Başkan eşi, İzmir’in “first lady”si, aynı zamanda Köy-Koop İzmir Birliği Başkanı Neptün Soyer’in, “lidere yardımcı eş” olarak “rüyaları” neler ?

Önce, İzmir’de Türkiye’ye örnek olacak tarımsal kalkınma kooperatiflerinin kuruşulunu gerçekleştirmek.

Başka?

Sırasıyla yazalım:

-Neyi tüketeceğimize şirketlerin karar vermemeli, bunun için de sağlıklı gıda üreten küçük aile şirketlerinin geliştirilmesi.

-Gıda  topluluklarının sayısının arttırılması ve güçlendirilmesi.

-5 yıl sonra bir anne olarak bütün kantinlerde sıfır atık hedefine ulaşılması. Asla  hazır paketli gıdaların satılmaması. Çocukların  daha sağlıklı beslenmesi.

-Gençlerin tarım sektöründe daha yoğun yer alması.

-Seferihisar’da kurduğunuz gibi Can Yücel Tohum Merkezi gibi örneklerin ve tohum takas şenliklerinin tüm ilçelerde yaygınlaştırılması.

-Pazar yerlerinin bitkisel atıkların tarımsal bitki besin maddesine dönüştürülmesi.

-AGRO turizmin geliştirilmesi ve bu kapsamda 50 tematik köy kurulması.

-Eşrefpaşa Hastanesi’nde tarım işçilerine yönelik hizmet verilmesi.

-Tahtalı Havzası’nda kontrolsüz çoğalan balık popülasyonunun önlenmesi için balıkçılık yapılması.

-İzmir modelinin devlet politikası hâline geldiği bir Türkiye ise en büyük hayalim.

-Çiftçiliğin güvenli bir meslek haline gelmesi. Tüm Türkiye’nin İzmir’i izlemesi.

-Mevsimlik işçiler için sağlıklı altyapıya sahip çadır kentler kurulması..

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir