Kutsal emanet için Ayağa kalk Türkiyem..

Unutmayın; 23 Nisan akşamı saat 21.00’de hepimiz balkonlardayız..

O büyük insan; Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti gençliğe emanet ederken, TBMM’ni başka kimseye armağan etmemiş olabilir mi?
“Armağan” dediğimiz şey;

Sahip çıkılması, kaybedilmemesi, korunması, başkasına verilmemesi gereken hediye demek olduğuna göre; Meclis’in açılışı çocuklara armağan edilmişse, bunun asıl anlamı emanet edilmiş olmasıdır.
Çünkü, burada sözü edilen “armağan”; aynı zamanda “emanet” demektir.
Ancak gelin görün ki biz bu tarihi günü sadece bir şenlik, bir bayram, bir
kutlama vesilesi olarak biliyor, algılıyoruz.

Ruhundan, taşıdığı derin anlamdan maalesef haberimiz yok.

***

Neden böyle?
Zira o büyük  insana göre “çocuk”larımızın değerinin, ne anlama geldiğinin, ondaki çocuk imgesinin, algısının, yeterince farkında değiliz.
“Atatürk çocukları çok severmiş de ondan armağan etmiş” demekten başka bir şey bilmiyoruz.
O nedenle, tıpkı çocuklarımızın zekâ, yetenek, hayal ve kişiliklerinin ne denli güçlü olduğunun yeterince farkında olamadığımız gibi, 23 Nisan’ın taşıdığı anlamın da yeterince farkında değiliz.
Oysa 23 Nisan ne sadece bir bayramdır, ne de bir şenlik.

***

23 Nisan, çocuğa duyulan sevgiden çok; ona verilmesi gereken değeri işaret eder.

Zira o büyük insan; Mustafa Kemal Atatürk için çocuk; bir cumhurbaşkanıyla bir kralın bulunduğu masaya alınıp kulak verilecek kadar yüksek bir değerdir.

Bizce biraz da bunu anlamamız için emanet edilmiştir 23 Nisan çocuklara…

Burada çocuğa verilen olağanüstü değerin yanı sıra milli ve siyasi bir amaç da aramak gerekir.

Nitekim 23 Nisan’ın aynı zamanda Milli Egemenlik Bayramı oluşu bunun kanıtıdır.
Bunu çocuklarımıza anlatmanın,  onları ne denli gururlandırabileceğini, kendilerine olan güveni ne denli artırabileceğini bir düşünsenize…

***

Toplum olarak görevimiz; 23 Nisan’ın sadece bir bayram, eğlence, tatil günü olmadığını,

Bu önemli günün Türk Ulusunun ve Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, geleceğimiz olan çocuklara, dünya var olduğu sürece yaşatmaları korumaları, kollamaları için teslim edilen kutsal bir emanet olduğunu,

ANLATMAKTIR..

***

Milli bağımsızlık iradesiyle kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 100’üncü Yıl Dönümünü kutlayacağımız bugünler milletçe birbirimize sarılmaya en fazla ihtiyaç duyduğumuz günlerdir.

Ama bunu Covid-19 salgını nedeniyle ancak “gönül bağı” ile yapabileceğiz.

Nasıl mı?

23 Nisan günü (yarın) saat 21.00’de, ellerimizde bayraklarımızla, evlerimizin

balkonlarından tek bir ağızdan, İstiklal Marşımızı söyleyerek tabi ki?

Hem de inadına..

Sokağa çıkma yasağında toplu ulaşım programı

İzmir Büyükşehir Belediyesi 23-26 Nisan’da uygulanacak sokağa çıkma yasağı için ulaşım planı hazırladı. Çalışmak zorunda olan tüm meslek gruplarına toplu ulaşım hizmetini ESHOT otobüsleri, Metro ve İZBAN verecek. Sağlık personeline tahsis edilen altı özel güzergâhtaki otobüsler de ayrıca çalışacak

(daha&helliip;)

Ekrem Oran “Ham yaptırmam”

Yerel seçimlerden önce çok yazmıştım. Ekrem Oran Çeşme’de başkanlık yapacak bir isim değil diye.

Zaten İYİ Parti ve HDP oylarını çıkarın aldığı oyu görürsünüz. Yaklaşık yüzde 38 civarında. CHP’nin Çeşme’de aldığı en düşük oy oranı.

Biliyorsunuz Ekrem Oran son günlerde gündeme “Yeni Çeşme” projesi ile geliyor. Bir tutturmuş “Çeşme’yi Ham Yaptırmam”

Kimsenin Çeşme’yi ham yapma gibi bir uğraşı yok.

Projenin yüzde 97’si kamu alanına oturuyor.

İşlenen araziler kamulaştırma kapsamından çıkarıldı.

Özel şahıslardan kamulaştırılacak arazi yaklaşık “binde 3 civarında” ve birçok yerde “yüzde 18” uygulaması yapılacak.

Yani ortada pek ham yapılacak arazi görülmüyor.

Turizm Bakanı Mehmet Ersoy çok açık ve net bir şekilde altını çizerek bir söylemde bulunuyor. “Bu projede tüm kesimlerin ortak görüşünü alıyoruz. Her fikre saygılıyız. Yanlış yapıldığını anladığımız zaman derhal doğruları yerine koyuyoruz.”

Bakan Ersoy dün de İzmir’de önce tüm sivil toplum örgütleri, odaları ve turizmcileri bilgilendirdi. Ardından basın temsilcileri ile yemekli bir toplantı yaparak tüm sorulara açık ve net cevaplar verdi.

Son olarak da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile oturup, Çeşme’de neler, nasıl yapılacak yol haritasını çok net bir şekilde paylaştı.

Görüştüğü tüm kesimler akıllarındaki soruları Bakan Ersoy’a sordular ve açık net cevaplar aldılar.

Tunç Soyer dâhil kimse Çeşme Projesi için olumsuz tek bir laf etmedi.

Şimdi gelelim ‘’HAMCI’’ Ekrem Oran’a;

İzmir’deki toplantılara çağrılmadığı için ortalığı birbirine katıp Çeşme’de alternatif toplantı düzenledi.

Alternatif toplantıda başta Turizm Bakanı olmak üzere her kesime aklı sıra mesajlar verdi.

Hamcı Ekrem Oran’a yine hafızası oyun oynamıştı.

Seçimler sırasında da yazmıştım. Ekrem Oran’ın ceviz yemesi lazım diye. Çünkü belli bir süre geçince olayları unutuyordu. Herhalde Çeşme Projesi’nde de hafızası onu yine yanıltmıştı.

Dün Bakan Ersoy’a “Çeşme Belediye Başkanı neden davetli değil?” diye sordular.

Bakan kibarca açıklamasını yaptı, “Bu konuyu en güzel ve ilk bilen kişi kendisidir bir yıl önce helikopter ile bu alanın üzerinde bir buçuk saat uçtum. Yere inince ilk aradığım ve görüştüğüm kişi Çeşme Belediye Başkanı oldu.Daha sonrada kendisini birkaç kez bakanlıkta ağırlayarak bilgi verdim” diyerek konuya noktayı koydu.

Herhalde bakandan şöyle bir açıklama beklenemezdi, “Tahmin ediyorum Çeşme Belediye Başkanı kendisini bilgilendirdiğimi unuttu. Hafızasını iyice zorlarsa hatırlar herhalde. Ben bugün İzmirli kanaat önderlerini bilgilendirmek için buradayım. Zaten birazdan kendisinin de başkanı olan Tunç Soyer’e bilgi vereceğim. Görüldüğü gibi kendisine bir ayrımcılık yapılmadı. Zaten bu toplantıyı düzenleyen İzmir Ticaret Odası, ben de burada misafirim.

Hamcı Oran ‘’fare dağa küsmüş, dağın haberi yok’’ misali ortalığı karıştırırken bazı bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarda hemen sosyal medyadan “asarız, keseriz, yaptırmayız” videolarını paylaştı.

Şimdi Hamcı Ekrem Oran’a buradan bir tavsiyem var.

İnsanın belli bir çizgisi olmalı. Bir gün önce Çeşme’deki alternatif toplantıda esip gürleyen ve “Ham Yaptırmam’’ diyen başkanın ertesi günü televizyona çıkıp “ Ben Bakanıma bağlıyım. Ben Bakanımın önünde her zaman önümü ilikler karşılarım. Çeşme’de yatırıma karşı olmak vatan hainliğidir” demez.

Böyle olunca da insana sorarlar ne oldu da 24 saate değiştin?

Anlaşılan Ekrem Oran’ın daha çok ceviz yemeye ihtiyacı var.

Karar doğru; yöntem yanlış!

Benim de bir kaç sorum var;

İçişleri Bakanlığı Cuma gecesi, 31 ilde 2 gün sokağa çıkma yasağının başlamasına 2 saat kala duyuru yaptı.

Peki;

*Yasak gündüz açıklansa olmaz mıydı?

*24 de başlayacaktır diye ilan edileceğine, yasağın başlayacağı saat 24 de duyurulsa daha iyi olmaz mıydı?

*Bu milletin sokaklara döküleceği hesaplanmadı mı?

*Hesaplandı ise niye tedbir alınmadı?

***

Apartman görevlimiz Serkan Bey’e her sabah geceden hazırladığımız “ihtiyaç listesini” veriyoruz.

Sanıyorum çoğumuz da böyle yapıyoruz.

Sesi kapalı (çünkü artık izlemiyorum) ekrandan alt yazıya gözüm ilişince beynimden vurulmuşa döndüm.

Apar topar üzerime bir şeyler geçirip, alınacakları açık bir marketten temin etmek için kendimi sokağa attım!.. (Yaşım 65+ ama çaresiz çıktım)

O ne?

Zincir mağazalar kapalı, caddenin karşısındaki mini market baktım açık ama önünde upuzun bir kuyruk..

Güvenli mesafe nedeniyle kuyruk daha da uzamış, almış başını gitmiş!!!

Mecburen takıldık kuyruğa.

İnanmayacaksınız tam 43 dakika sonra sıram geldi; aldım ihtiyaçlarımı döndüm evime!..

***

Bir iki izlenim paylaşayım;

Günler öncesinden özellikle İzmir’in de içinde yer aldığı en riskli kentlerde “sokağa çıkma yasağı” ilan edilmesi için yazan-çizen, çırpınan insanlardan biriyim.

Ama tabi ki böyle değil!

Nitekim, market kuyruğundaki herkes homur homur homurdanıyordu(!)

İnsanların kızgınlıklarını, öfkelerini dışa vuran sözlerini burada yazmaya terbiyem müsait değil(!) önce bunu söyleyeyim.

Ortak görüş şuydu:

Yasağa evet ama uygulanma ve duyurulma yöntemi yanlış!.

İnsanlar bu konuda haklı.

Nitekim iktidarın; Cumhur İttifakı ortağı MHP bile, sokağa çıkma uygulamasına demediğini bırakmadı.

Yasak kararıyla sokakta oluşan kargaşa ve kalabalık için MHP Genel Başkan Yardımcısı Hidayet Vahapoğlu ve MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un isim vermeden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu işaret eden şu sözlerine bakar mısınız?

“Yasağa 2-3 saat varken kararın açıklanması son derece yanlış. Kriz yönetimi özel bilgi ve birikim gerektirir. Ben yaptım oldu ile olmaz..”

***

48 saatlik sokağa çıkma kararının duyurulma ve uygulanma biçimi,  Covid-19 ile mücadele için oluşturulan “Bilim Kurulu” üyelerini bile çileden çıkardı.

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü; “sokağa çıkma yasağı kararı sonrası gelen görüntüler çok vahim” dedi.

Hoca haklı..

Çünkü alt yazıyı okuyan halk bir anda marketlere, benzin istasyonlarına yığıldı.

Bu Covid-19 salgını için son derece olumsuz bir tablo.

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Özlü’nün de görüşü böyleydi:

“Çok üzgünüm. İyi gidiyorduk, ama bugün ki karar sonrası sokağa taşan insanların etkilerini maalesef bir kaç hafta sonra acı şekilde yaşayacağız. Gelen görüntüler çok vahim gerçekten çok üzgünüm..” dedi.

***

Biliyor musunuz yasağın uygulama biçimine o meşhur, hükümete yakınlığı ile bilinen “Pelikancı” isimler bile söylemediğini bırakmadı.

Pelikan yapılanmasının önde gelen isimlerinden Medipol Üniversitesi öğretim üyesi Selman Öğüt (Atatürk düşmanlığı ile ünlenen) sosyal medyadan şu ifadeleri kullandı:

“Kimi diyor ki gece 02.00’da ilan edilmeliydi. Kimi diyor ki iki hafta önce duyurulmalıydı. Ama böyle ilan edilmemesi gerektiği açık..”

***

Yine iktidar yanlısı TVNet’ten İsmail Halis, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın fotoğrafını paylaşarak;

“Binlerce hekimi ile beraber emeğine yazık ettik” diye yazdı.

***

Yeni Şafak gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan’ın;

“Dünden ilan et, evvelsi günden ilan et. Olur mu yahu böyle şey? diyenler ne denli haklıysa, iki günlük sokağa çıkma yasağında bunca panikleyenler de o denli haksız..

Bir bilim kurulu üyemize atfen bir cümle dolaşıyor. Her şeyin özeti: Günlerdir kürekle kar temizliyorduk, çığ düştü” sözleri..

***

Haber Türk yazarı Nihal Bengisu Karaca’nın; “Bu geceye kadar üç aşağı beş yukarı salgın yönetimi iyi yürüyordu ama, süre vermeden sokağa çıkma yasağı ilanı nasıl bir kafadır? Bakkal market önlerinde en basitinden ekmek vs için yığılma olacağı belli değil mi? Bu öngörüsüzlük inanılır gibi değil.

On iki de başlayacak yasağı dokuz buçukta duyuranları değil de sokağa çıkma yasağı ifadesiyle travmatik ilişkisi olan kolektif bilincin fırına markete akın etmesini dalga konusu yapan ahmakları da Allah’a havale ediyorum” paylaşımı..

***

Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek’in “Sokakta bu gece gördüğüm manzara ne sosyal mesafeye dikkat edildi Ne maske meselesine Millet acayip panikledi ve alışverişe hucum etti Bu gece inşallah hepimiz taşıyıcı olmadık..” sözleri..

Kısacası;

Yandaş da muhalif de koronovirüs belasının başlangıcından bugüne, ilk kez alınan bir kararın uygulamasında birleştiler.

İlginç değil mi?

***

Allahtan ki;

İzmirlilerin sokağa döküldüğü saatlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in oluşan izdihamı engelleme çabası, panik havasını önemli ölçüde yatıştırdı.

Soyer’in, twitter hesabından ve sonrasında görüntülü olarak; “Paniğe kapılmayın. Kimseyi ekmeksiz, susuz bırakmayacağız; herkes evinde kalsın” sözleri yüreklere su serpti. İnsanların bir bölümünü evlerine döndürdü.

Soyer, “Günlerdir, haftalardır çağrısını yapmıştık. Karantina kararı alınması gerektiğini ifade etmiştik, başka bir yolu olmadığını söylemiştik.

Bu karar alındı. Ancak kararın uygulanması için 2 saat gibi çok kısa bir zaman dilimi bırakıldı. Bu da bir paniğe ve telaşa yol açtı.

Ancak buradan şunu ifade etmek istiyorum ki, herkes evinde kalsın. Paniğe, telaşa hiç gerek yok.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tüm kurumsal kapasitesiyle yarın ve öbür gün ayakta olacak. Her türlü ihtiyacınızı gidermek için elimizden ne geliyorsa yaparız.

Kimseyi ekmeksiz, susuz bırakmayacağız. Halk ekmek fabrikamız tam kapasitesiyle çalışmaya devam edecek.

Sakin olun, huzurlu olun. Biz varız” diye konuştu.

Ve bugünde Büyükşehir ile birlikte İzmir’deki tüm ilçe belediyeleri, sabahın köründen başlayarak ekmek dağıtımından tutun da, talep edilmesi halinde tüm ihtiyaçlar için seferber oldu.

Yani “Biz Varız”dendi.

Foça, sokağa çıkma yasağına uydu

İzmir’in hafta sonları kalabalıkları ile ünlü turistik ilçesi Foça’da vatandaşlar iki günlük sokağa çıkma yasağına tam uyarak duyarlılığını gösterdi. Meydan ve sokaklar birkaç görevli ve istisnai kişiler dışında bomboş kaldı. Oluşturulan ekipler vatandaşın ekmeksiz ve susuz kalmaması için mahalle mahalle dolaşarak ihtiyaçları temin etti. İlçenin rağbet gören kafelerinden birinin işletmecisi ise müşterilerine ve vatandaşlara camlarını donattığı sloganlarla seslendi.

(daha&helliip;)